Başkan Kahraman, "28 Şubat, diğer tüm darbeler gibi yüz karası bir dönem Türkiye için. O gün yaşananlar, Anadolu insanı için inancına ve değerlerine bağlı olarak hayatını devam ettiremediği, ülke geleceğinde aktif rol almasının hazmedilmediği bir zihniyetin tezahürü anlamına geliyordu. 

Gazeteci, Ezan Sesinden Derin Etkilenerek Müslüman Oldu! Gazeteci, Ezan Sesinden Derin Etkilenerek Müslüman Oldu!

Darbelerin, antidemokratik uygulamaların mağduru aslında tüm toplumdur. 28 Şubat sürecindeki hukuksuz uygulamalar, Batı Çalışma Grubunun fişlemeleri ve keyfi yasaklar nedeniyle birçok insanımız mağduriyetler yaşadı. 

28 Şubat sürecinde özellikle imam hatip liselerinde okuyan öğrenciler, üniversitelerdeki başörtülü genç kızlar, kamuda çalışan başörtülü memurlar ve dinî hassasiyet taşıyan erkekler başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerinin hakları gasp edilmiştir. Okullarına alınmayan imam hatip öğrencileri, üniversiteden atılan genç kızlar, ikna odalarında psikolojik baskı altına alınan öğrenciler, polis aracına doldurulup şehrin bir ucundaki ormanlık alana götürülen ortaokul öğrencileri, akademik kariyer hayalleri suya düşen gençlerin yaşadıkları hepimizin zihninde canlı bir tarih sayfası olarak durmaktadır. 

Bugün 28 Şubat geride kalmış gibi görünse de darbeci ve vesayetçi zihniyet varlığını hâlâ sürdürmektedir. Nitekim bir yandan 28 Şubat süreciyle ilgili hak ihlallerinden bahsedilirken diğer taraftan sürecin aktörlerinin ödüllendirilmesi, milletvekili listelerinde yer alması, ekranlarda akil insanlar olarak sunulması, bu kimselere çeşitli kurumlarda imtiyazlar tanınması darbeci, zihniyetin ortadan kalkmadığını ve uygun konjonktürde harekete geçebileceğini gösteriyor.  

Biliyoruz ve inanıyoruz ki bundan tam 26 yıl önce insanımız, ülkemiz ve milletimiz üzerine oynanan bu planı elinin tersiyle iterek nasıl kendi iradesine sahip çıktıysa bugün de yarın da bunu yapmaya muktedirdir. Hakkın ve halkımızın iradesinin yanında, darbelerin karşısındayız" ifadelerini kullandı.